>Kürk Mantolu Madonna

>

 

“Akıcı ama bir o kadar da şahane dili olan kitapta,insan hallerine getirilen yorumlar ve günlük hayatta sürekli yaşadığımız fakat tanımlamadığımız birçok olay sanki hayatta yaşanabilecek mümkün olayların ve karşılaşılan muhtemel durumların bir özetiymişçesine edebi bir şekilde aktarılıyor okuyucuya.”
 




Yaşım gereği pek fazla yaşantıya tanıklık ettiğimi söylemem doğru olmaz.Fakat geçirdiğim onca yılda beni derinden etkileyen birkaç olay yaşadığımdan bahsedebilirim.En eskilerden ilk hatırladığım babamla izlemiş olduğum Aslan Kral filmidir.Filmden öylesine etkilenmiştim ki,sonrasında da defalarca izlemeye gereksinim duyduğumu hatırlıyorum ve bugün hala,aradan geçen uzun zamana rağmen sahneler gözümün önüne gelebiliyor.Sonrasında,ilkokula gittiğim sıralarda teyzemin hediye ettiği Aptal Hamdi adlı kitabı okumuş ve herkese tavsiye etmiştim.Hatta bir keresinde annem,bir arkadaşının benim yaşlarımda bir kızı olduğunu ve ona okuması için kitabımı ödünç vermemi istediğini söylediğinde hiç ikilemeden vermiştim fakat geri dönüşü aynı şekilde olmamış;kitap tamamen dağılıp tekrar toparlanmaya çalışılmış bir şekilde elime ulaşmıştı.Çok değer verdiğim bir kitap olduğu için ne yenisini almıştım ne de elimdekine tekrar bir müdahalede bulunmuştum.Fakat o gün bugündür,birine kitap verirken iki kereden bile daha fazla düşünürüm.Neyse,gel zaman git zaman çocukluğum sona erdi ve iki yıl önce bir roman okudum;Kumral Ada Mavi Tuna.Buket Uzuner’in kitaplarını hep sevmişimdir fakat bu bambaşkaydı.İnsanı sarsan ama bir o kadar da sürükleyen,olağanca gerçekliğiyle derin izler bırakan bir romandı.Öyle merak içinde çeviriyordum ki sayfaları,beşyüz sayfalık kitabı üç gün içinde bitirivermiştim.Tabii hep sabahlayarak,salt o romanın içinde yaşayarak…O romandan sonra okuduğum hiçbir kitap beni o denli etkilememişti.Sabun köpüğü gibi uçup gitmişti zihnimden.Ama okuduğum son roman…İşte o andan sonra ilk kez yeniden okumanın nasıl huzur verici,ruhu ne denli besleyici bir eylem olduğuna yeniden ve yürekten inandım.Bir saat kadar önce bitirdiğim fakat henüz etkisinden kurtulamadığım için sıcağı sıcağına Kürk Mantolu Madonna hakkındaki görüşlerimi yazmak istiyorum.
Raif adında bir Türk ile Maria adlı bir alman ressam arasında geçen dokunaklı ve hazin bir aşk hikayesi oluşturuyor kitabın anlatımını.Kitabı özetlemeyi düşünmediğim için bende bıraktığı etkisinden daha yoğun bir şekilde bahsetmek niyetindeyim.Kitaba başladığınızda biraz sıkılabiliyorsunuz.Hatta ana karakterin mazlum anlatıcı olduğunu düşünüp,Kürk Mantolu Madonna’yı sayfalarda arama telaşına kapılıyor ve anlam veremiyorsunuz bir türlü.Asıl roman,ikinci yarıda tercüman Raif’in geçmişteki yaşantısını anlatan günlüğüyle başlıyor.İşte o sayfalardan itibaren,harikulade ve gerçek bir aşk öyküsüne tanıklık ediyorsunuz.En önemlisi de bu aşk öyküsünü anlatırken birçok sosyal mesajın nasıl derin ve yerinde metaforlarla verildiğine bakarak şaşkınlığınızı gizleyemiyorsunuz.Akıcı ama bir o kadar da şahane dili olan kitapta,insan hallerine getirilen yorumlar ve günlük hayatta sürekli yaşadığımız fakat tanımlamadığımız birçok olay sanki hayatta yaşanabilecek mümkün olayların ve karşılaşılan muhtemel durumların bir özetiymişçesine edebi bir şekilde aktarılıyor okuyucuya.Ve yazarın insan ilişkilerini,ruhsal ifadeleri,mevcut döngünün bize sunduğu yaşamı ustalıkla irdelediğine şahit oluyorsunuz.Ayrıca şunu söylemeliyim ki,ben hayatımda ilk kez okuduğum bir romanda aforizma tadında cümlelerin altını çizerken buldum kendimi.Hepsi birer altın değerinde ve daha önce de söylediğim gibi hepsi genel bir insan hayatındaki yaşantıları tecrübe ederek konuşmuş birer derleme gibi.Okurken öyle manalar çıkarıyorsunuz ki;bazı cümlelerde kendinizi öylesine buluyorsunuz ki,bu durum sizi yepyeni yazılara ve yepyeni düşüncelere sürüklüyor.Kitaptan çıkaracağınız birçok anlam olduğunu da söyleyebilirim ve ben de onlarca anlam buldum kendi içimde.Fakat şu an düşündüğümde en çok aklımda kalanın insanın aşk yaşama evreleri konusuna dair çıkardığım bir sonuç olduğunun farkına varıyorum.Buna istinaden söyleyebilirim ki;bir insan yirmili yaşlarında kör olurcasına,önünü hiç düşünmeden aşkını doyasıya yaşamakla meşgul oluyor ve anı yaşamanın önemini hayat felsefesi haline getiriyor.Bu evrede de belki birçok aşk giriyor hayatına ve tecrübeler kazanıyor.Otuzlu yaşlara geldiğinde ise kariyerinin zirvesinde oluyor çoğunlukla insan ve hayat koşuşturmasından aşkı önemsemeyip,ona vakit ayırmayı gereksiz bulabiliyor.Kırklı yaşlarda ise,geçen yaşla ve yılların veridiği birikimle beraber bir hayat arkadaşı arayışı içine giriyor insan.Aşık olmasa da yanında olsun,ona yoldaşlık etsin istiyor ve kendince buna aşk adını veriyor.Karşısına çıkan birçok kimseleri beğenmiyor çünkü geçmiş tecrübelerinin verdiği endişe ve güvenmezlikle birlikte en doğru olanı bulma çabasını gösteriyor.
Bazen de gençlikte yaşanan aşkımızı unutamıyoruz ve onu bir saplantı haline getirerek yaşamımızı ne olursa olsun tamamen ona endeksleyerek yaşamaya çalışıyoruz.Etrafımıza görünmez duvarlar örerek insanlardan hep bir adım uzak ve suskun yaşıyoruz tıpkı romandaki Raif gibi…
Söylenecek daha çok şey var belki ama kendi sözlerimle bu yazıyı uzatmaktansa,romanda altını çizdiğim birkaç cümleyle yazımı noktalamak istiyorum.Herkese okumasını tavsiye ediyorum.

“İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense,körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.”
“Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim.”
“Zaten küçüklüğümden beri saadeti israf etmekten korkar,bir kısmını ilerisi için saklamak isterdim…Bu hal gerçi birçok fırsatları kaçırmama sebep olurdu,fakat fazlasını isteyerek talihimi ürkütmekten her zaman çekinirdim.”
“Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?..Ben de,o zamana kadarki hayatımın boşluğunu,gayesizliğini sırf böyle bir insandan mahrum oluşumda bulmaya başlamıştım.”
“Bir ruh,ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize,bizim aklımıza,hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden,meydana çıkıyordu…Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya,-ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk.”
“…,ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım…”
“Ruhlarımız için en lüzumlu,en kıymetli olan şeyleri birbirimizde bulduktan sonra diğer teferruatı görmezden gelmek,daha doğrusu büyük bir hakikat için küçük hakikatleri feda etmek,daha insanca ve daha insaflı olmaz mıydı?”
(lüzumlu : gerekli / teferruat : ayrıntı,detay / hakikat : gerçek)
“…;dünyada hiçbir mahluk bu kadar kolay muvaffakıyetler peşinde koşmaz ve hiçbir mahluk bir erkek kadar hodbin,kendini beğenmiş ve nahvetli,fakat aynı zamanda korkak ve rahatına düşkün değildir.”
(mahluk : yaratık / muvaffakıyet : başarı / hodbin : bencil / nahvetli : kibirli)
“İçinizde mevcut olan sevgi,alaka,sarih olarak bilinmeyen bazı vesilelerle,zamanı tayin edilemeyecek olan bir anda,birdenbire birikir,tekasüf eder;nasıl tatlı tatlı ısıtan güneş ışığı bir adeseden geçtikten sonra bir noktada toplanıyor ve yakmaya başlıyorsa,kuvvetini fevkalade arttıran bu sevgi de sizi sarar ve tutuşturur.Onu dışarıdan birdenbire gelen bir şey zannetmek doğru değildir.O,içimizde zaten mevcut olan hislerin bizi şaşırtacak kadar şiddetlenivermesidir.”
(alaka : ilgi / sarih : aşikar,açık / tekasüf etmek : yoğunlaşmak / adese : mercek)
“ ‘Yılbaşının da sence hiçbir hususiyeti yok mudur?’  diye sordum.’Hayır’ dedi, ‘senenin diğer günlerinden ne farkı var sanki? Tabiat onu herhangi bir şekilde ayırmış mı? Ömrümüzden bir sene geçtiğini göstermesi bile o kadar mühim değil;çünkü ömrümüzü senelere ayırmak da insanların uydurması…İnsan ömrü doğumdan ölüme kadar uzanan tek bir yoldan ibarettir ve bunun üzerinde yapılan her türlü taksimat sunidir…’ ”
(taksimat : bölünmüş parçalar)
“Bu akşam anladım ki,bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş.”
“Hayatımızın,birtakım ehemmiyetsiz teferruatın oyuncağı olduğunu,çünkü asıl hayatın teferruattan ibaret bulunduğunu görüyordum.”
(ehemmiyetsiz : önemsiz)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s