Girona : ikinci Katalan


En son yazımda Barcelona’da sıkılınca soluğu deniz tatili için Tossa de Mar’da almıştık, şimdi ise bu sıkılma üçgeninin son durağı Girona. Ne zamandır gitmek istediğim, iki yıl önce Cadaqués’e kadar gidip de uğrayamadığım şehirdi Girona. Oradan aldığım magnet şu an zihnimdeki Girona görüntüsünü öyle güzel betimliyor ki anlatamam!

Evet, Girona Barcelona’dan sonraki en büyük ve önemli Katalan şehri. Barcelona’nın kuzeyinde ve Barcelona’ya 98 km uzaklıkta yer olan şehre Türkiye’den direkt uçuş yok ancak Barcelona’dan ulaşım oldukça kolay. Öncelikle ulaşım için iki seçeneğiniz olduğunu belirtmek isterim : isterseniz Tossa de Mar’a olduğu gibi Sarbus firmasını tercih edebilir ve bir buçuk saat süren yolculuğun ardından Girona’ya ulaşabilirsiniz. Yok eğer ben demiryollarının fatihiyim diyorsanız da hızlı tren ile 11 euro karşılığında 1 saat 35 dakikada Girona’ya varmanız mümkün. Şehir merkezine ulaşım için hangisi daha konforlu diyecek olursanız ikisi de aynı derim çünkü tren istasyonu ve otobüs terminali aynı yerde. Buradan şehir merkezine geçebilmek için biraz uzunca bir yol yürüyebilir ya da taksiye binip sizi makul bir yerde bırakmasını isteyip yürümeye başlayabilirsiniz. Biz yürümeyi tercih etmiştik, biraz sıcaktı ancak şehri keşfetmenin en iyi yolu şüphesiz yürümek.

IMG_5344
Eiffel Köprüsü – Girona

Girona oldukça küçük bir şehir aslında ve en önemli sembolleri katedrali ve üniversitesi. Her Avrupa şehrinde olduğu gibi burada da her şey katedralin çevresine kurulmuş ve her yol katedrale çıkar mantığından vazgeçilmemiş. Dolayısıyla katedrali buldunuz mu kaybolmadan şehri gezebilirsiniz. Ancak öncelikle tavsiyem şehrin en meşhur caddesi olan La Rambla de la Llibertat üzerindeki turizm bürosundan bir şehir haritası almanızdır. Ardından gönül rahatlığıyla katedrale doğru ilerleyip kendisini tavaf eden sokakları dolaşarak şehri tanımaya başlayabilirsiniz.

Onyar Nehri üzerinde kurulu olan bu sevimli şehre Fransız mimar Gustav Eiffel’in de kırmızı bir hediyesi olmuş: Eiffel Köprüsü. Bu köprünün paralelinde rengarenk evlerle bir hatıra fotoğrafı çekilmek de kaçınılmaz olmuş haliyle.

Şehirde en çok göze çarpan şey taştan yapılar ve geniş yer tutan güzel merdivenler. Özellikle de dar sokaklarda bina aralarından yayılan ışık huzmeleri eşliğinde oluşan kontrasta hayran kalmamak elde değil.

Ne yiyelim ne içelim derseniz eğer doğaçlama oturduğumuz İrlanda Barını (Taverna Irlandesa McKiernas)tavsiye edebilirim. Burgerleri ve Meksika yemekleri oldukça başarılıydı ancak porsiyonlar çok da doyurucu değildi ne yazık ki. Ama patatas bravas ve Guinness bira için gidilir mi, evet kesinlikle gidilir!

Konaklama ile ilgili ne yazık ki bilgi sahibi değilim çünkü günübirlik gezerek akşamında Barcelona’ya döndük ve otel deneyimimiz olmadı. Ancak sezon olduğu için çok ucuza hostel bulamamıştık araştırmalarımız doğrultusunda.

Bunun dışında şehirde çok güzel el yapımı ürünler satılıyor; oradan aldığım el yapımı baykuş broşumu her gören sorar mutlaka, ben de yaz kış demeden severek göğsümde taşırım kendisini.

Eğer bizim gibi şehre günübirlik geliyorsanız veya başka şehirlerden geçiyorsanız muhtemelen gezerken yanınızda taşımak istemeyeceğiniz çantalarınız veya eşyalarınız olacaktır. Bunun için tek doğru ve mükemmel adres Renfe‘nin en alt katında bulunan Consigna adı verilen bagaj bırakma alanı. Yanlış hatırlamıyorsam 5 euro gibi bir ücret ödeyerek tüm çantalarımızı gönül rahatlığıyla bırakmıştık. Ayrıca girmişken burada tuvalet ihtiyacınızı da giderebilirsiniz, temizliğine hayran kalmıştım.

Şehri gezdiniz ve artık dönüş vakti geldiyse ve de bunu trenle gerçekleştirecekseniz, Barcelona şehir merkezine en yakın ineceğiniz tren istasyonunun adı Passeig de Grácia. Sakın ha Sants’a kadar ilerleyip boşu boşuna geri dönmek zorunda kalmayın merkeze. Ancak bu istasyondan dışarı çıktığınızda yön bulmak biraz zahmetli nedense. Yine de Sants’tan çok daha iyi bir yerde olduğunuzdan emin olabilirsiniz tabii!

Girona… Meraklandığım kadar büyülememişti beni ancak güzel fotoğraflar çektiğim ve taş sokaklara bayıldığım için ve de o güzel baykuşla beni tanıştırdığı için günübirlik seyahatim adına kendisine teşekkürü bir borç bilirim. Kim bilir, belki bir gün yeniden karşılaşırız ve başka baykuşlarla tanışırız; neden olmasın?!

IMG_5274

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s